☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
RabbimizOur Lordve onları sokAnd admit themcennetlerine(to) GardensAdn(of) Edenonlara söz verdiğinwhichonlara vadettinYou have promised themve kimseleriand whoeveriyi olan(was) righteousbabalarındanamongbabalarıtheir fathersve eşleri(nden)and their spousesve çocukları(ndan)and their offspringşüphesiz senIndeed YousensinYouüstün olan(are) the All-Mightyhüküm ve hikmet sahibi olanthe All-Wise
🇹🇷 40:8 "Ey Rabbimiz! Hem onları, hem onların atalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden iyi olanları kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy. Şüphesiz çok güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin."
ve onları koruAnd protect themkötülüklerden(from) the evilsve kimiAnd whoeversen korursanyou protectkötülüklerden(from) the evilso günthat Dayelbettethen verilyona acımışsındırYou have bestowed mercy on himve işte budurAnd thato[it]başarı(is) the successbüyükthe great
🇹🇷 40:9 "Onları fenalıklardan koru. Sen her kimi fenalıklardan korursan, o gün muhakkak onu rahmetinle yarlığamışsındır. İşte asıl büyük kurtuluş da budur."
şüphesizIndeedkimselerethose whoinkar eden(lere)disbelieved(şöyle) seslenilirwill be cried out to them(size) kızmasıCertainly Allah's hatredAllah'ınCertainly Allah's hatreddaha büyüktür(was) greatersizin kızmanızdanthankininizyour hatredkendi kendinize(of) yourselveszirawhensiz çağrılırdınızyou were calledimanatoimanthe faithfakat inkar ederdinizand you disbelieved
🇹🇷 40:10 O kâfirlere mutlaka şöyle bağırılacaktır: "Elbette Allah'ın buğzu, sizin nefislerinize buğzunuzdan daha büyüktür. Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da inkâr ediyordunuz."
dediler kiThey (will) sayRabbimizOur Lordbizi öldürdünYou gave us deathiki keztwiceve dirilttinand You gave us lifeiki keztwiceitiraf ettikand we confessgünahlarımızıour sinsvar mı?So is (there)çıkmak içintoçıkınget outhiçbiranybir yolway
🇹🇷 40:11 Kâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı?"
buThatsebebiyledir(is) becausezamanwhençağrıldığınızAllah was invokedAllah'aAllah was invokedtek olanAloneinkar etmenizyou disbelievedve eğerbut ifortak koşulursa(others) were associatedO'nawith Himinanmanızyou believedartık hükümSo the judgmentAllah'a aittir(is) with Allahyücethe Most Highve büyükthe Most Great
🇹🇷 40:12 (Onlara şöyle cevap verilir): "Bu azab size şu sebeptendir: Siz tek Allah'a davet edildiğiniz zaman inkâr ettiniz. Ama O'na ortak koşulunca inandınız. Artık hüküm, o yüce ve büyük Allah'ındır."
O'durHeki(is) the One Whosize gösteriyorshows youayetleriniHis Signsve indiriyorand sends downsizin içinfor yougöktenfromgökthe skyrızıkprovisionveBut (does) notöğüt almaztake heedbaşkasıexceptkimseden(one) who(O'na) yönelenturns
🇹🇷 40:13 Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler anlar.
o halde çağırınSo invokeAllah'aAllahhalis kılarak(being) sincereyalnız O'nato Himdini(in) the religionşayeteven thoughhoşuna gitmese dedislike (it)kafirlerinthe disbelievers
🇹🇷 40:14 O halde siz, dini Allah için halis kılarak hep O'na yalvarın. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar.
yükseltenPossessor of the Highest RanksdereceleriPossessor of the Highest RankssahibiOwner (of) the ThroneArş'ınOwner (of) the ThroneindirirHe placesruhuthe inspirationemrinden olanofO'nun emriHis CommandüzerineupondilediğiwhomO dilerHe willskullarındanofkullarıHis slavesuyarmak içinto warngününe karşı(of the) Daybuluşma(of) the Meeting
🇹🇷 40:15 O dereceleri yükselten Arş'ın sahibi Allah, o buluşma gününün (kıyametin) dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor.
o gün(The) Dayonlartheyortaya çıkarlarcome forthgizli kalmaznotgizli kalıris hiddenAllah'afromAllahAllahonlardanabout themhiçbir şeyanythingkimindir?For whommülk(is) the Dominionbugünthis DayAllah'ınFor Allahtekthe Oneve kahharthe Irresistible
🇹🇷 40:16 O gün onlar kabirlerinden meydana fırlarlar. Kendilerinin hiçbir şeyi Allah'a karşı gizli kalmaz. "Bugün mülk kimindir?" (diye sorulur. Cevaben): "Tek ve kahhar olan Allah'ındır." (denir).