size ne oldu ki?Whatsizindir(is) for youbirbirinize yardım etmiyorsunuz(Why) notyardımlaşırsınızyou help one another
🇹🇷 37:25 (Onlara): "Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?" (denilir.)
hayırNayonlartheyo gün(on) that Dayteslim olmuşlardır(will) surrender
🇹🇷 37:26 Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.
ve dönerAnd will approachbir kısmısome of themdiğerinetobaşkalarıotherssorarquestioning one another
🇹🇷 37:27 Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar.
dediler kiThey will sayşüphesiz sizIndeed, youbize gelirdiniz[you] used (to)bize gelircome (to) ussağdanfromsağthe right
🇹🇷 37:28 Onlar: "Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz" derler.
dedilerThey will sayhayırNayzaten siz değildiniznotidinizyou wereinanan insanlarbelievers
🇹🇷 37:29 (İleri gelenler de) derler ki: "Hayır, siz inanmamıştınız."
ve yoktuAnd notidiwasbizimfor ussizi zorlayacakover youhiçbiranygücümüzauthoritybilakisNaysiz idinizyou werebir topluma peopleazgıntransgressing
🇹🇷 37:30 "Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz."
artık hak olduSo has been proved truebizeagainst ussözü(the) WordRabbimizin(of) our Lordelbette bizindeed, wetadacağız(will) certainly taste
🇹🇷 37:31 "Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız."
sizi azdırdıkSo we led you astrayçünkü bizindeed, wekendimizwereazmıştıkastray
🇹🇷 37:32 "Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık."
onlarThen indeed, theyo günthat Dayazabdainazapthe punishmentortaktırlar(will be) sharers
🇹🇷 37:33 O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar.
bizIndeed, Weişte böylethusyaparızWe dealsuçlularawith the criminals
🇹🇷 37:34 İşte biz günahkarlara böyle yaparız.
çünkü onlarIndeed, theyidilerwerezamanwhendendiğiit was saidonlarato themyoktur(There is) notanrıgodbaşkaexceptAllah'tanAllahbüyüklük tasıyor(lar)were arrogant
🇹🇷 37:35 Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.
ve derlerdiAnd they saybiz mi?Are weterk edeceğizto leavetanrılarımızıour godsbir şair içinfor a poetcinlenmişmad
🇹🇷 37:36 Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı.
hayırNayo getirmiştihe has broughtgerçeğithe truthve doğrulamıştıand confirmedelçilerithe Messengers
🇹🇷 37:37 Hayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti.
şüphesiz sizIndeed, youtadacaksınız(will) surely tasteazabıthe punishmentacıpainful
🇹🇷 37:38 Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.
veAnd notcezalandırılmayacaksınızyou will be recompenseddışındaexceptşeylerwhatolduğunuzyou used toyapmışdo
🇹🇷 37:39 Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.
(ve) hariçtirExceptkulları(the) slavesAllah'ın(of) Allahhalisthe chosen ones
🇹🇷 37:40 Sadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır.
işteThoseonlar için vardırfor thembir rızık(will be) a provisionbilinendetermined
🇹🇷 37:41 İşte onlar için belli bir rızık vardır.
(türlü) meyvalarFruitsve onlarand theyağırlanırlar(will) be honored
🇹🇷 37:42 Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.
cennetlerindeIncennetlerGardensNi'met(of) Delight
🇹🇷 37:43 Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.
üzerindeOntahtlarthroneskarşılıklı otururlarfacing each other
🇹🇷 37:44 (Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler.
dolaştırılırWill be circulatedönlerindeamong themkadehlera cupakan kaynaktanfromakan bir pınara flowing spring
🇹🇷 37:45 İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
berrakWhitelezzetlideliciousiçenler içinfor the drinkers
🇹🇷 37:46 İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
yokturNotondain itsersemletme(is) bad effectve olmazlarand notonlartheyonunlafrom itsarhoşwill be intoxicated
🇹🇷 37:47 Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir.
ve yanlarında (vardır)And with themkendilerini hapsetmiş(will be) companions of modest gazebakışlarıyla(will be) companions of modest gazeiri gözlü (eşler)(having) beautiful eyes
🇹🇷 37:48 Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır.
onlar gibi (eşlerdir)As if they werebembeyaz yumurtaeggssaklıwell protected
🇹🇷 37:49 Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler.
dönmüşAnd (will) approachbirisome of themdiğerinetobaşkalarıotherssoruyorlarquestioning one another
🇹🇷 37:50 Derken birbirine dönüp sorarlar:
dediWill saybir sözcüa speakeronlardanamong themşüphesizIndeed, Ivardıhadbenimfor mebir arkadaşıma companion
🇹🇷 37:51 İçlerinden bir sözcü der ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı."
Mahmoud Khalil Al-Husary