karşılanırlarTheir greetingsgün(on the) Daykendisine kavuştuklarıthey will meet Himselam ile(will be), "Peaceve hazırlanmıştırand He has preparedonlarafor thembir mükafata rewardgüzelnoble
🇹🇷 33:44 O'na kavuşacakları gün müminlere esenlik dileği selâmdır. (Allah) onlar için cömertçe bir mükafat hazırlamıştır.
eyO ProphetpeygamberO Prophetelbette bizIndeed, Weseni gönderdikhave sent youşahid(as) a witnessve müjdeciand a bearer of glad tidingsve uyarıcıand (as) a warner
🇹🇷 33:45 Ey peygamber! Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik.
ve da'vetçiAnd as one who invitesAllah'atoAllahAllahizniyleby His permissionve bir lambaand (as) a lampaydınlatıcıilluminating
🇹🇷 33:46 Ve hem de izniyle Allah'a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil (olarak gönderdik).
ve müjdeleAnd give glad tidingsmü'minlere(to) the believerski gerçektenthatonlara vardırfor themAllahtan(is) fromAllahAllahbir lutufa Bountybüyükgreat
🇹🇷 33:47 Müminlere müjdele! Onlara Allah'tan bir mükafat vardır...
ve aslaAnd (do) notita'at etmeobeykafirlerethe disbelieversve münafıklaraand the hypocritesve aldırmaand disregardonların eziyetlerinetheir harmve dayanand put your trustAllah'ainAllahAllahve yeterAnd sufficient is AllahAllahAnd sufficient is Allahvekil olarak(as) a Trustee
🇹🇷 33:48 Kâfirlere ve münafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak (aldırma) da Allah'a tevekkül et. Allah vekil olarak hepsine yeter.
eyO you who believekimselerO you who believeinanan(lar)O you who believezamanWhennikahladığınızyou marryinanan kadınlarıbelieving womensonraand thenboşarsanızdivorce themöncebeforeöncebeforeonlara dokunmadan[that]onlara dokundunuzyou have touched themyokturthen notsizefor youonların üzerindeon thembir iddet (hakkınız)anybekleme süresi (iddet)waiting periodsayacağınız(to) count concerning themhemen geçimliklerini verinSo provide for themve onları serbest bırakınand release thembir bırakışla(with) a releasegüzelgood
🇹🇷 33:49 Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt'alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin.
eyO ProphetpeygamberO Prophetşüphesiz bizIndeed, Wehelal kıldık[We] have made lawfulsanato youeşleriniyour wivesverdiğin(to) whomverdinizyou have givenücretlerini (mehirlerini)their bridal moneyveand whombulunanlarıyou rightfully possesselindeyou rightfully possessganimet verdiğindenfrom those (whom)Allah verdiAllah has givenAllah'ınAllah has givensanato youve kızlarınıand (the) daughtersamcanın(of) your paternal unclesve kızlarınıand (the) daughtershalalarının(of) your paternal auntsve kızlarınıand (the) daughtersdayının(of) your maternal unclesve kızlarınıand (the) daughtersteyzelerinin(of) your maternal auntshicret edenwhohicret ettileremigratedseninle beraberwith youve kadınıand a womaninanmışbelievingeğerifhibe ederseshe giveskendisiniherselfpeygambereto the Propheteğerifdilediysewishespeygamberithe Prophetkendisini nikahlamayıtoonu nikâhlarsınızmarry her mahsus olarakonlysanafor youdışındaexcludingdışındaexcludingmü'minlerinthe believerselbetteCertainlybiz biliyoruzWe knowşeyiwhatgerekli kıldığımızWe have made obligatoryonlaraupon themhakkındaconcerningeşleritheir wivesveand whombulunanlarthey rightfully possessellerininthey rightfully possessiçinthat notolmamasıshould besanaon youbir zorlukany discomfortveAnd Allah isAllahAnd Allah isçok bağışlayanOft-Forgivingçok esirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 33:50 Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Mahmoud Khalil Al-Husary