görmedin mi?Did notgörürsünyou seeileri gelenlerini[towards]ileri gelenlerthe chiefsoğullarınınofoğulları(the) Childrenİsrail(of) IsraelsonrafromsonraafterMusa'danMusahaniwhendemişlerdithey saidPeygamberlerineto a Prophetonlarof theirsgönderAppointbizefor usbir hükümdara king(onun önderliğinde) savaşalımwe may fightyolundainyol(the) wayAllah(of) AllahdediHe saidolurmu ki?Wouldbelki senyou perhaps eğerifyazılınca (farz kılınınca)prescribedsizeupon yousavaş[the] fightingsavaşmazsanızthat notsavaşırsınızyou fightdediler kiThey saidbizlerAnd whatbizim içinfor usneden savaşmayalımthat notsavaşırızwe fightyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahoysawhile surelybiz çıkarılıp sürüldükwe have been drivenyurtlarımızdanfromevlerimizour homesve oğullarımız(ın arasın)danand our childrenfakatYet, whenyazılıncawas prescribedkendilerineupon themsavaşthe fightingyüz çevirdilerthey turned awayhariçexceptpek azıa fewiçlerindenamong themAllahAnd Allahbilir(is) All-Knowingzalimleriof the wrongdoers
🇹🇷 2:246 Baksana, İsrail oğullarının Musa'dan sonra ileri gelenlerine! Hani onlar, bir peygamberlerine: "Bize bir kumandan gönder de Allah yolunda savaşalım..." dediler. O da: "Size savaş farz kılınırsa, acaba yapmamazlık eder misiniz?" dedi. Onlar: "Bize ne oldu da yurtlarımızdan çıkarıldığımız ve çocuklarımızdan ayrıldığımız halde Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Bunun üzerine savaş kendilerine farz kılınınca da onlardan pek azı hariç, yüz çevirdiler. Ama Allah, o zalimleri bilir.
ve dedi kiAnd saidonlarato thempeygamberleritheir ProphetgerçektenIndeedAllahAllahelbette(has) surelygönderdiraisedsizefor youTalut'uTaluthükümdar(as) a kingdediler kiThey saidnasılHowolabilircan beonunfor himhükümdarlık (mülk)the kingshipbizim üzerimizeover usbizwhile wedaha layıkız(are) more entitledhükümdarlığato kingshipondanthan himve verilmemiştirand notona verildihe has been givengenişlikabundancemaldanofmal[the] wealthdediHe saidşüphesizIndeedAllahAllahonu (hükümdar) seçtihas chosen himsizin üzerinizeover youve onun artırdıand increased himgücünüabundantlybilgisinininilim[the] knowledgeve cismininand [the] physiqueAllahAnd AllahverirgivesmülkünüHis kingdomkimseye(to) whomdilediğiHe willsAllah(ın)And Allah(lutfu) geniştir(is) All-Encompassing(O herşeyi) bilendirAll-Knowing
🇹🇷 2:247 Peygamberleri onlara: "Allah, size hükümdar olmak üzere Talût'u gönderdi." demişti. Onlar: "Ona bizim üzerimize hükümdar olmak nereden geldi? Oysa hükümdarlığa biz ondan daha lâyıkız, ona maldan bir genişlik, bir bolluk da verilmemiştir." dediler. Peygamberleri de "Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir." dedi. Hem Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir, o her şeyi bilir.
ve dedi kiAnd saidonlarato thempeygamberleritheir ProphetmuhakkakIndeedalametia signonun hükümdarlığının(of) his kingshipsize gelmesidir(is) thatsize gelecekwill come to you(Allah'ın Ahid sandığı) Tabut'unthe arkonun içindein itbir huzur bulunan(is) tranquilityRabbinizdenfromRabbinyour Lordve bir kalıntıand a remnantgeriye bıraktığındanof whatkaldı(was) leftailesinin(by the) familyMusa(of) Musave ailesininand familyHarun(of) Haruntaşıdığıwill carry itmeleklerinthe AngelsşüphesizIndeedbundainşuthatkesin bir alamet vardır(is) surely a signsizin içinfor youeğerifisenizyou areinanan kimselerbelievers
🇹🇷 2:248 Peygamberleri, onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun, Onun hükümdarlığının alâmeti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekine (sükûnet, gönül rahatlığı), Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer iman etmiş kimselerden iseniz, bunda sizin için kesin bir ibret, bir alâmet vardır.
Mahmoud Khalil Al-Husary