de kiSaygördünüz mü?Have you seeneğerifkılsaAllah madeAllahAllah madeüzerinizefor yougeceyithe nightsüreklicontinuousgününe kadartillgün(the) Daykıyamet(of) the Resurrectionkimdir?whotanrı(is the) godbaşkabesidesAllah'tanAllahsize getirecekwho could bring youışıklightişitmiyor musunuz?Then will notişitirsinizyou hear
🇹🇷 28:71 (Resulüm!) De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi tâ kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size ışık getirecek tanrı kimdir? Hâlâ işitmeyecek misiniz?"
de kiSaybaksanızaHave you seeneğerifkılsaAllah madeAllahAllah madeüzerinizefor yougündüzüthe daysüreklicontinuousgününe kadartillgün(the) Daykıyamet(of) the Resurrectionkimdir?whotanrı(is the) godbaşkabesidesAllah'tanAllahsize getirecekwho could bring yougeceyinightdinleneceğiniz(for) you (to) restondain itgörmüyor musunuz?Then will notgörürsünyou see
🇹🇷 28:72 De ki: "Haber verin bakayım, eğer Allah üzerinizde gündüzü ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek tanrı kimdir? Hâlâ görmeyecek misiniz?"
rahmetinden dolayıAnd fromO'nun rahmetiHis Mercyvar ettiHe madesizin içinfor yougeceyithe nightve gündüzüand the daydinlenmeniz içinthat you may restondathereinve aramanız içinand that you may seekO'nun lutfundanfromO'nun lütfuHis Bountyve umulur kiand so that you mayşükredersinizbe grateful
🇹🇷 28:73 Rahmetinden dolayı, Allah, geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz (gündüzün) ise O'nun lütuf ve kereminden (rızkınızı) arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.
ve o günAnd (the) Dayonlara seslenerekHe will call themder kiand saynerede?Whereortaklarım(are) My partnersoduklarınıwhomidinizyou used (to)sandığınız şeylerclaim
🇹🇷 28:74 Ve hele o gün Allah onları çağırarak: "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani, nerede?" diyecektir.
ve çıkarırızAnd We will draw forthher-tenfromhereveryümmetnationbir şahida witnessve derizand We will saygetirinBringdeliliniziyour proofbilirler kiThen they will knowkesinliklethatgerçekthe truthAllah'a aittir(is) for Allahve sapıp giderand (will be) lostkendilerindenfrom themşeylerwhatolduklarıthey used (to)uyduruyor(lar)invent
🇹🇷 28:75 (O gün) her ümmetten bir şahit çıkarır, "Haydin, kesin delilinizi getirin!" deriz. O zaman bilirler ki, hakikat Allah'a aittir ve uydurageldikleri şeyler (putlar) de kendilerinden ayrılıp kaybolmuşlardır.
elbetteIndeedKarunQarunidiwaskavmindenfrominsanlar(the) peopleMusa'nın(of) Musaazgınlık ettibut he oppressedonlara karşı[on] themve ona vermiştikAnd We gave himhazinelerdenofhazinelerthe treasureskiwhichmuhakkakindeedonun anahtarları(the) keys of itağır geliyorduwould burdenbir topluluğaa company (of men)sahibipossessors of great strengthkuvvetpossessors of great strengthhaniWhendemişti kisaidonato himkavmihis peopleşımarma(Do) notşımarmaexultşüphesizIndeedAllahAllahsevmez(does) notseverlerloveşımarıklarıthe exultant
🇹🇷 28:76 Karun, Musa'nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona demişti ki: "Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez."
ve iste (ara)But seekiçindethrough whatsana verdiğiAllah has given youAllah'ınAllah has given youyurdunuthe homeahiret(of) the Hereafterveand (do) notunutmaforgetnasibiniyour sharedünyadanofdünyathe worldve iyilik etAnd do goodgibiasiyilik ettiğiAllah has been goodAllah'ınAllah has been goodsanato youveAnd (do) notistemeseekbozgunculukcorruptionyeryüzündeinyeryüzüthe earthçünküIndeedAllahAllahsevmez(does) notseverlerlovebozguncularıthe corrupters
🇹🇷 28:77 "Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez."
Mahmoud Khalil Al-Husary