ve dedi(ler)And saidkimselerthose whoummayan(lar)(do) notumarlarexpectbizimle karşılaşmayı(the) meeting with Usdeğil mi?Why notindirilmeliare sent downbizeto usmeleklerthe Angelsyahutorgörmeliydikwe seeRabbimiziour Lordandolsun kiIndeedonlar büyüklük tasladılarthey have become arrogantiçlerindewithinkendithemselvesve haddi aştılarand (become) insolentbir azgınlıkla(with) insolencebüyükgreat
🇹🇷 25:21 Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler.
gün(The) Daygördüklerithey seemeleklerithe Angelsyokturnomüjdeglad tidingsişte o gün(will be) that Daysuçlularafor the criminalsve onlar derlerand they will sayyasaktırA partitionyasaklanmıştırforbidden
🇹🇷 25:22 Melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir.
önüne geçiririzAnd We will proceedşeyitoher newhateveryaptıklarıthey didherofişin(the) deed(s)ve onu getiririrzand We will make themtoz zerreleri haline(as) dustsaçılmışdispersed
🇹🇷 25:23 Onların yaptıkları her bir iyi işi dikkate alırız, fakat onu saçılmış zerreler haline getiririz.
halkının(The) companionscennet(of) Paradiseo günthat Daydaha iyidir(will be in) a betterkalacakları yerabodeve daha güzeldirand a betterdinlenecekleri yerresting-place
🇹🇷 25:24 O gün cennetliklerin kalacakları yer çok iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir.
ve günAnd (the) Dayparçalandığıwill split opengöğünthe heavensbulutlarıwith the cloudsve indirildiğiand (will be) sent downmeleklerinthe Angelsbir indirilişledescending
🇹🇷 25:25 O gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.
mülkThe Sovereigntyo günthat Daygerçek(will be) trulyRahmanın'dırfor the Most GraciousveAnd (it will) bebir gündüra Dayiçinforkafirlerthe disbelieversçetindifficult
🇹🇷 25:26 İşte o gün gerçek hükümranlık, çok merhametli olan Allah'ındır. Kâfirler için ise o, pek çetin bir gündür.
ve o günAnd (the) Dayısırırwill bitezalimthe wrongdoerellerini[on]ellerihis handsderhe will sayey! ne olurdu keşkeO I wishben edineydimI had takenberaberwithelçiylethe Messengerbir yola way
🇹🇷 25:27 O gün zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!"
eyvah banaO woe to mene olurduI wishben tutmasaydımnotedinseydimI had takenfalanıthat onedost(as) a friend
🇹🇷 25:28 "Eyvah!" diyecek, "keşke falancayı dost edinmeseydim.
gerçektenVerilyo beni saptırdıhe led me astrayZikirdenfromzikir (Kur'an)the Remindersonraafterbana gelen[when]bana geldiit (had) come to mezatenAnd isşeytanthe Shaitaaninsan içinto the manyüzüstü bırakandıra deserter
🇹🇷 25:29 Çünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.
ve dedi kiAnd saidElçithe Messengerya RabbiO my LordşüphesizIndeedkavmimmy peoplebıraktılartookbuthisKur'an'ıthe Quranterk edilmiş(as) a forsaken thing
🇹🇷 25:30 Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş (bir şey yerinde) tuttular."
ve böyleceAnd thusbiz var ettikWe have madeherfor everyelçiyeProphetbir düşmanan enemysuçlulardanamongsuçlularthe criminalsyeterBut sufficient isRabbinyour Lordyol gösterici olarak(as) a Guideve yardımcı olarakand a Helper
🇹🇷 25:31 (Resulüm!) Ve işte biz böyle her peygamber için günahkarlardan bir düşman yapmışızdır. Bununla beraber hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
ve dedi(ler)And saidkimselerthose whoinkar eden(ler)disbelievedeğil miydi?Why notindirilmeliwas revealedonato himKur'anthe Qurantoptanall at oncebir defadaall at onceböyle yaptıkThusbiz sağlamlaştırmak içinthat We may strengthenonunlatherebysenin kalbiniyour heartve onu okudukand We have recited itağır ağır(with distinct) recitation
🇹🇷 25:32 Yine o inkâr edenler dediler ki: "O Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.
Mahmoud Khalil Al-Husary