eyO mankindinsanlarO mankindsize verildiIs set forthbir temsilan exampledinleyinso listenonuto itşüphesizIndeedyalvardıklarınızthose whomyalvarırsınızyou invokebaşkabesides AllahAllah'tan başkabesides AllahAllah'tanbesides Allahyaratamazlarwill neveryaratırcreatebir sinek dahia flyşayeteven ifbir araya toplansalarthey gathered togetheronların hepsifor itve eğerAnd ifonlardan kapsasnatched away from themsinekthe flybir şeya thingbunu kurtaramazlarnotgeri alabilirlerdithey (could) take it backondanfrom itacizSo weakisteyen de(are) the seekeristenen deand the one who is sought
🇹🇷 22:73 Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de, istenen de âcizdir.
takdir edemedilerNottakdir ettilerthey (have) estimatedAllah'ıAllahhakkıyle(with) duekadrini[His] estimationşüphesizIndeedAllahAllahkuvvetlidir(is) surely All-StrongüstündürAll-Mighty
🇹🇷 22:74 Allah'ın büyüklüğünü gereği gibi değerlendirip bilemediler. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, her şeye üstündür.
AllahAllahseçerchoosesmeleklerdenfrommeleklerthe AngelselçilerMessengersveand frominsanlardanthe mankindşüphesizIndeedAllahAllahişitendir(is) All-HearergörendirAll-Seer
🇹🇷 22:75 Allah hem meleklerden, hem de insanlardan elçiler seçer. Şüphesiz Allah her şeyi işitir, her şeyi görür.
bilirHe knowsolanıwhatarasında (önlerinde)(is) before themelleri (önlerinde)(is) before themve olanıand whatarkalarında(is) after themveAnd toAllah'aAllahdöndürülürreturnbütün işlerall the matters
🇹🇷 22:76 O geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
eyO you who believekimselerO you who believeinananO you who believerüku' edinBowve secde edinand prostrateve ibadet edinand worshipRabbinizeyour Lordve işleyinand dohayır[the] goodumulur kiso that you maykurtuluşa erersinizbe successful
🇹🇷 22:77 Ey iman edenler! rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtulabilesiniz.
ve cihad edinAnd striveuğrundaforAllahAllahhakkıyla(with the) striving due (to) Himcihadın(with the) striving due (to) HimOHesizi seçti(has) chosen youveand notyüklemediplacedsizeupon youdindeindinthe religionhiç biranygüçlükdifficultydinine(The) religionbabanız(of) your fatherİbrahim'inIbrahimOHesize adını verdinamed youmüslümanlarMuslimsbundan öncebeforeöncebeforeveand inbu(Kur'a)ndathisolması içinthat may beElçi'ninthe Messengerşahida witnesssizeover youve sizin olmanız içinand you may beşahidwitnessesüzerineoninsanlarthe mankindhaydi kılınSo establishnamazıthe prayerve verinand givezekatızakahve sarılınand hold fastAllah'ato AllahO'durHemevlanız (sahibiniz)(is) your Protector ne güzelso an Excellentmevladır[the] Protectorve ne güzeland an Excellentyardımcıdır[the] Helper
🇹🇷 22:78 Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur'ân'da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
Mahmoud Khalil Al-Husary