mülkThe Sovereigntyo gün(on) that DayAllah'ındır(will be) for AllahhükmederHe will judgeonların aralarındabetween themkimselerSo those whoinananlarbelieveve yapanlarand didiyi işlerrighteous deedscennetlerindedirler(will be) incennetlerGardensni'met(of) Delight
🇹🇷 22:56 O gün hükümranlık yalnız Allah'ındır, O aralarında hükmünü verir. Artık iman edip yararlı iş işleyenler nimet cennetlerindedirler.
veAnd those whoinkar edenlerdisbelievedve yalanlayanlarand deniedayetlerimiziOur Versesişte onlarthen thoseonlara vardırfor thembir azab(will be) a punishmentalçaltanhumiliating
🇹🇷 22:57 İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise, işte bunlar için hakîr düşüren bir azab vardır.
ve kimselerAnd those whohicret eden(ler)emigratedyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahsonrathenöldürülenlerwere killedveyaorölenlerdiedonları rızıklandıracaktırsurely, Allah will provide themAllahsurely, Allah will provide thembir rızıklaa provisionen güzelgoodve doğrusuAnd indeedAllahAllahelbette osurely, Heen hayırlısıdır(is the) Bestrızık verenlerin(of) the Providers
🇹🇷 22:58 Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, elbette Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.
elbette onları sokacaktırSurely, He will admit thembir yere(to) an entrancerazı olacaklarıthey will be pleased (with) itve doğrusuAnd indeedAllahAllahbilendirsurely, (is) All-KnowinghalimdirMost Forbearing
🇹🇷 22:59 Allah onları hoşnud olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Şüphesiz Allah Alîmdir (herşeyi bilir) Halîmdir, (Kullarına yumuşak davranır.).
işte böyleThatve kimand whoeverceza verir dehas retaliateddengiylewith the likeyapılan cezanın(of) thatona eziyet edildihe was made to sufferkendisineby itsonrathentekrar saldırılırsahe was oppressedkendisine[on him]elbette ona yardım ederAllah will surely help himAllahAllah will surely help himşüphesizIndeedAllahAllahaffedendir(is) surely Oft-PardoningbağışlayındırOft-Forgiving
🇹🇷 22:60 Bu böyledir, kim kendisine yapılan cezaya aynı ile karşılık verir de, sonra yine kendisine zulüm yapılırsa, muhakkak ki, Allah ona yardım eder. Allah şüphesiz çok af edicidir, çok bağışlayıcıdır.
işte böyleThatşüphesiz(is) becauseAllahAllahsokarcauses to entergeceyithe nightiçinein (to)gündüzünthe dayve sokarand causes to entergündüzüthe dayiçinein (to)geceninthe nightve doğrusuAnd indeedAllahAllahişitendir(is) All-HearergörendirAll-Seer
🇹🇷 22:61 Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz Allah, Semîdir (herşeyi işitir) Basîrdir (herşeyi görür).
işte böyleThat (is)çünkübecauseAllahAllahoHeHak'tır(is) the Truthve gerçektenand thatşeylerwhatyalvardıklarıthey invokeO'ndan başkabesides HimO'ndan başkabesides Himoitbatıldır(is) the falsehoodve gerçek şu kiAnd thatAllahAllahOHeçok yücedir(is) the Most Highçok büyüktürthe Most Great
🇹🇷 22:62 (Bu sonsuz güç şundandır) Çünkü Allah, varlığı kendinden olan Hak'tır. Müşriklerin O'nu bırakıp da tapındıkları putlar ise hep bâtıldır. Şüphesiz Allah, yücedir, büyüktür.
görmedin miDo notgörürsünyou seekesinliklethatAllahAllahindirirsends downgöktenfromgökthe skybir suwaterböylece olurthen becomesyeryüzüthe earthyemyeşilgreendoğrusuIndeedAllahAllahlatiftir(is) surely SubtlehabirdirAll-Aware
🇹🇷 22:63 Görmedin mi Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzü (nasıl) yemyeşil oluyor? Gerçekten Allah çok lütufkârdır, her şeyden haberdardır.
hep O'nundurFor Himne varsa(is) whatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve ne varsaand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthve ancakAnd indeedAllahAllahişte O'dursurely, Hezengin olan(is) Free of needövülmeğe layık olanthe Praiseworthy
🇹🇷 22:64 Göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Doğrusu Allah müstağnîdir, övülmeğe layıktır.
Mahmoud Khalil Al-Husary