بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
yaklaştı(Has) approachedinsanlarınfor [the] mankindhesaplarıtheir accountfakat onlarwhile theyiçinde(are) ingafletheedlessnessyüz çevirmektedirlerturning away
🇹🇷 21:1 İnsanların hesab (görme) zamanı yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde, yan çizip aldırmıyorlar.
kendilerine gelenNotonlara gelircomes to themherofikazıa ReminderRablerindenfromRableritheir Lordyenianewancakexceptdinlerlerthey listen to itonlarwhile theyeğlenerek(are at) play
🇹🇷 21:2 Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eğlenerek dinliyorlar.
eğlencededirDistractedkalbleritheir heartsve gizledilerAnd they concealaralarındaki konuşmayıthe private conversationkimselerthose whozulmeden(ler)[they] wrongeddeğil mi?Isbuthisancakexceptbir insandıra human beingsizin gibilike youşimdi siz kapılacak mısınız?So would you approachbüyüyethe magicsizwhile yougörüyorkensee (it)
🇹🇷 21:3 Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?"
dedi kiHe saidRabbimMy Lordbilirknowskonuşulanıthe wordgökteingöklerthe heavensve yerdeand the earthve OAnd Heişitendir(is) the All-Hearerbilendirthe All-Knower
🇹🇷 21:4 Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir" dedi.
hayırNaydedilerthey say(bu) karmakarışıkMuddledhayallerdirdreamshayırnayonu uydurmuşhe (has) invented ithayırnayoheşa'irdir(is) a poetbize getirse yaSo let him bring usbir mu'cizea signgibilike whatgönderildikleriwas sentöncekilerin(to) the former
🇹🇷 21:5 Onlar: "Hayır, bunlar karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin" dediler.
inanmamıştıNotiman ettibelievedbunlardan öncebefore themhiçbiranykent (halkı)townhelak ettiğimizwhich We destroyedşimdi bunlar mı?so will theyinanacaklarbelieve
🇹🇷 21:6 Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi. Şimdi bunlar mı iman edecekler?
biz göndermedikAnd notgönderdikWe sentsenden öncebefore youbaşkasınıexcepterkeklerdenmenvahyedilenWe revealedkendilerineto themsorunSo askehline(the) peopleZikir(of) the Remindereğerifidiysenizyoubilmiyor(do) notbilirlerknow
🇹🇷 21:7 (Ey Muhammed!) Biz, senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkek(peygamber)ler gönderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun.
veAnd notbiz onları yapmadıkWe made themceset(ler)bodiesyemeyennotyiyerekeatingyemekthe foodveand notdeğillerdithey wereölümsüzimmortals
🇹🇷 21:8 Biz onları yemek yemez birer cesed kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.
sonraThenyerine getirdikWe fulfilled (for) themverdiğimiz sözüthe promiseonları kurtardıkand We saved themve kimseleriand whomdilediğimizWe willedve helak ettikand We destroyedaşırı gidenlerithe transgressors
🇹🇷 21:9 Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; hem onları, hem de dilediğimiz kimseleri kurtardık, aşırı gidenleri yok ettik.
andolsunIndeedindirdikWe (have) sent downsizeto youbir Kitapa Bookiçindein itZikr'iniz bulunan(is) your mentionaklınızı kullanmıyor musunuz?Then will notakıl edersinizyou use reason
🇹🇷 21:10 (Ey Kureyş topluluğu!) And olsun, size öyle bir kitab indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
Mahmoud Khalil Al-Husary