şüphesizIndeedkimseler (için)those whoinanan(lar)believedve yapanlar (için)and didfaydalı işlergood deedsyaratacaktırwill bestowonlar içinfor themRahmanthe Most Graciousbir sevgiaffection
🇹🇷 19:96 İman edip, salih amel işleyenler var ya, Rahmân (olan Allah) onları (gönüllere) sevdirecektir.
şüphesiz bizSo, onlyO'nu kolaylaştırdıkWe (have) made it easysenin dilinein your tonguemüjdelemen içinthat you may give glad tidingsonunlawith itmuttakileri (sakınanları)(to) the righteousve uyarman içinand warnonunlawith itbir kavmia peopleinatçıhostile
🇹🇷 19:97 (Ey Muhammed!) Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın.
ve nicesiniAnd how manyhelak ettikWe (have) destroyedonlardan öncebefore themnesillerdenofbir nesila generationhissediyormusun?Canfarkedersinizyou perceiveonlardanof themhiçanybirinioneyahutorişitiyor (musun?)hearonlarınfrom themcılız bir sesinia sound
🇹🇷 19:98 Hem onlardan önce nice nesilleri helak ettik. (Şimdi) onlardan hiçbirini görüyor musun, yahud onların hafif bir sesini işitiyor musun?
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Ta Ha.'Ta Ha
🇹🇷 20:1 Tâ, Hâ,
biz indirmedikNotindirdikWe (have) sent downsanato you(bu) Kur'an'ıthe Qurangüçlük çekesin diyethat you be distressed
🇹🇷 20:2 Ey Muhammed! Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.
ancak (indirdik)(But)bir öğüt(as) a reminderkimseler içinfor (those) whokorkan(lar)fear
🇹🇷 20:3 Ancak Allah'tan korkan kimse için bir öğüt olarak (indirdik.)
(O) indirilmiştirA revelationtarafındanfrom (He) Whoyaratancreatedyerithe earthve gökleriand the heavensyüce[the] high
🇹🇷 20:4 Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından yavaş yavaş bir indirilişle (onu) indirdik.
RahmanThe Most GraciousüzerineoverArşthe Throneistiva etmiş(kurulmuş)turis established
🇹🇷 20:5 O Rahmân (kudret ve hakimiyyetiyle) Arş'a hakim oldu.
hep O'nundurTo Him (belongs)ne varsawhatevergöklerde(is) ingöklerthe heavensve ne varsaand whateveryerde(is) inyeryüzüthe earthve ne varsaand whateverikisinin arasında(is) between themve ne varsaand whateveraltında(is) undertoprağınthe soil
🇹🇷 20:6 Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur.
ve eğerAnd ifaçık da söylesenyou speak aloudsözüthe wordmuhakkak Othen indeed, Hebilirknowsgizliyithe secretve daha gizlisiniand the more hidden
🇹🇷 20:7 Sen (Allah'a ettiğin dua ve zikirle) sesini yükseltirsen (bilki Allah bundan mustağnîdir.). Çünkü O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
Allah (ki)Allah yoktur(there is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimO'nundurTo Him (belong)isimlerthe Namesen güzelthe Most Beautiful
🇹🇷 20:8 Allah O'dur ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur.
mi?And hassana geldicome to youhaberithe narrationMusa'nın(of) Musa
🇹🇷 20:9 (Habîbim!) Musa'nın (başından geçen hayat) hikayesi sana geldi mi?
haniWhengörmüştühe sawbir ateşa firedemiştithen he saidailesineto his familysiz durunStay hereelbette benindeed, Igördüm[I] perceivedbir ateşa firebelkiperhaps I (can)size getiririmbring youondantherefrombir kora burning brandyahutorbulurumI find(yanında)atateşinthe firebir yol gösterenguidance
🇹🇷 20:10 Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti.
ne zaman kiThen wheno(ateşin yanı)na gelincehe came to itkendisine seslenildihe was calledEy! MusaO Musa
🇹🇷 20:11 Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Musa!
şüphesiz benIndeed, [I]benI Amsenin Rabbinimyour Lordçıkarso removepabuçlarınıyour shoesçünkü senIndeed, youvadide(are) in the valleykutsalthe sacredTuva'dasın(of) Tuwa
🇹🇷 20:12 "Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."
Mahmoud Khalil Al-Husary