☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
yeSo eatve içand drinkve aydın olsunand coolgözün(your) eyeseğerAnd ifgörürsenyou seeinsanlardanfrominsanhuman beingbirinianyonede kithen sayşüphesiz benIndeed, Iadadım[I] have vowedRahman içinto the Most Graciousoruça fastaslaso notkonuşmayacağımI will speakbugüntodayhiçbir insanla(to any) human being
🇹🇷 19:26 "Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmân (olan Allah)a bir oruç (susmak) adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım" de.
getirdiThen she cameonuwith himkavmine(to) her peopletaşıyarakcarrying himdedilerThey saidEy MeryemO MaryamgerçektenCertainlysen yaptınyou (have) broughtbir işan amazing thingtuhaf korkunç'an amazing thing
🇹🇷 19:27 Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın."
ey kızkardeşiO sisterHarun'un(of) HarundeğildiNotidiwasbabanyour fatherbir adaman evil mankötüan evil manveand notdeğildiwasannen deyour motheriffetsizunchaste
🇹🇷 19:28 "Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi."
(çocuğu) gösterdiThen she pointedonlarato himdediler kiThey saidnasılHowkonuşuruz(can) we speakkimseyle(to one) whoolanisbeşikteinbeşikthe cradleçocuklaa child
🇹🇷 19:29 Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.
(Çocuk) dediHe saidşüphesiz benIndeed, I amkuluyuma slaveAllah'ın(of) Allahbana verdiHe gave meKitabıthe Scriptureve beni yaptıand made mepeygambera Prophet
🇹🇷 19:30 (Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı."
ve beni kıldıAnd He (has) made mebereketliblessedneredewhereverolursamwhereverbenI amve bana emrettiand has enjoined (on) menamaz kılmayı[of] the prayerve zekat vermeyiand zakaholduğum süreceas long as I amben olduğum süreceas long as I amsağalive
🇹🇷 19:31 "Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti."
ve iyilik eder (kıldı)And dutifulannemeto my motherve beni yapmadıand notbeni yaptıHe (has) made mebir zorbainsolentbaş kaldıranunblessed
🇹🇷 19:32 "Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar yapmadı."
ve esenlik verilmiştirAnd peace (be)banaon megün(the) daydoğduğumI was bornve günand (the) dayöleceğimI will dieve günand (the) DaykaldırılacağımI will be raiseddiri olarakalive
🇹🇷 19:33 "Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir."
işteThatÎsa(was) Isaoğlu(the) sonMeryem(of) Maryamsöza statementgerçek(of) truthhakkındathat whichonun hakkındaabout itşüphe edip ayrılığa düştüklerithey dispute
🇹🇷 19:34 İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur.
yakışmazNotodur(it) isAllah'afor AllahedinmekthatedinmesiHe should takehiçbirany sonçocukany sonO'nun şanı yücedirGlory be to HimzamanWhenhükmettiğiHe decreesbir işia mattersadecethen onlyderHe saysonato itol!Be(o da) olurand it is
🇹🇷 19:35 Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir.
ve şüphesizAnd indeedAllahAllahbenim Rabbimdir(is) my Lordve sizin Rabbinizdirand your LordO'na kulluk edinso worship Himişte budurThisyol(is) a pathdosdoğrustraight
🇹🇷 19:36 "Şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah'tır. O halde ona ibadet edin, işte dosdoğru yol budur."
ayrılığa düştülerBut differedhiziplerthe sectskendi aralarındanfrom among themiçlerindenfrom among themartık vay halineso woekimselerinto those whoinkar edendisbelieveötürüfromgörmekten(the) witnessingbir günü(of) a Daybüyükgreat
🇹🇷 19:37 Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!
ne güzel işitirlerHow they will hearonlarHow they will hearne güzel görürlerand how (they will) seegün(the) Daybize geldiklerithey will come to Usamabutzalimlerthe wrongdoersbugüntodayiçindedirler(are) insapıklıkerrorapaçıkclear
🇹🇷 19:38 Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.