helal kılındıPermittedsizefor yougecesi(in the) nightsoruç(of) fastingyaklaşmak(is) the approachkadınlarınızatoeşlerinizyour wivesonlarTheyelbisenizdir(are) garmentssizinfor youve siz deand youelbisesisiniz(are) garmentsonlarınfor thembildiKnowsAllahAllahgerçekten sizthat youolduğunuzuused toyazık ediyorsunuzdeceivekendinizeyourselvestevbenizi kabul ettiso He turnedsizdentowards youve affettiand He forgavesizi[on] youartık şimdiSo nowonlara yaklaşınhave relations with themve arayınand seekşeyleriwhatyaz(ıp takdir etmiş ol)duğuhas ordainedAllah'ınAllahsizin içinfor youve yiyinAnd eatve içinand drinkkadaruntilayırdelinceyebecomes distinctsizceto youiplikthe threadbeyaz[the] whiteipliktenfromiplikthe threadsiyah[the] blackşafağınoftan yeri[the] dawnsonraThentamamlayıncompleteorucuthe fastdektillgece (oluncaya)the night(kadınlara) yaklaşmayınAnd (do) notonlara yaklaşınhave relations with themsizwhile youibadete çekilmiş iken(are) secludedmescidlerdeinmescitlerthe masajidbunlarThesesınırlarıdır(are the) limitsAllah'ın(set by) Allahbunlara yaklaşmayınso (do) notonlara yaklaşınapproach themişte böyleThusaçıklar kimakes clearAllahAllahayetleriniHis versesinsanlarafor [the] peopleumulur kiso that they maykorunup sakınırlar(become) righteous
🇹🇷 2:187 Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.
yemeyinAnd (do) notyiyineatmallarınızıyour propertiesaranızdaamong yourselvesbatıl (sebepler) ilewrongfullyve atmayınand presentonları[with] ithakimler(in önün)etoyetkililerthe authoritiesyemeniz içinso that you may eatbir kısmınıa portionmallarındanfrommal(the) wealthinsanların(of) the peoplegünah bir biçimdesinfullyve sizwhile youbildiğiniz haldeknow
🇹🇷 2:188 Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin.
sana soruyorlarThey ask youhilallerdenabouthilallerthe new moonsde kiSayonlarTheyvakit ölçüleridir(are) indicators of periodsinsanlar içinfor the peopleve hacand (for) the Hajjve değildirAnd it is notiyilik[the] righteousnessgirmekthatgelirsinizyou comeevlere(to) the housesarkalarındanfromsırtlarıtheir backsfakat[and] butiyilik[the] righteouskişinin(is one) whotakvasıdırfears (Allah)ve girinAnd comeevlere(to) the houseskapılarındanfromkapılarıtheir doorsve sakınınAnd fearAllah'tanAllahumulur kiso that you maykurtuluşa erersiniz(be) successful
🇹🇷 2:189 Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
ve savaşınAnd fightyolundainyol(the) wayAllah(of) Allahkimselerlethose whosizinle savaşan(lar)fight youaşırı gitmeyinand (do) nothaddi aşarlartransgressşüphesizIndeedAllahAllahsevmez(does) notgibilikeaşırı gidenlerithe transgressors
🇹🇷 2:190 Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.
Mahmoud Khalil Al-Husary