ve elbetteAnd certainlybiliyoruzWe knowonlarınthat theydediklerinisaymuhakkakOnlyona öğretiyorteaches himbir insana human beingdili(The) tongueşahsın(of) the onenisbet ettiklerithey referonato hima'cemi (yabancıdır)(is) foreignbu isewhile thisbir dildir(is) a languageArapçaArabicapaçıkclear
🇹🇷 16:103 Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.
şüphesizIndeedkimselerithose whoinanmayan(ları)(do) notiman ederlerbelieveayetlerinein the VersesAllah'ın(of) Allahdoğru yola iletmeznotAllah onlara hidayet ederAllah will guide themAllahAllah will guide themonlar için vardırand for thembir azab(is) a punishmentacıklıpainful
🇹🇷 16:104 Allah'ın âyetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır.
şüphesiz ancakOnlyuydururthey inventyalanıthe falsehoodkimselerthose whoinanmayan(lar)(do) notiman ederlerbelieveayetlerinein the VersesAllah'ın(of) Allahişteand those onlardırtheyyalancılar(are) the liars
🇹🇷 16:105 Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.
inkar edenWhoeverinkâr ederdisbelievesAllah'ıin Allahsonraaftersonraafterinandıktanhis beliefhariçexceptkimseler(one) who(inkara) zorlananis forcedve kalbiwhile his heartmutmain olduğu halde(is) contentimanlawith the faithfakatButkimselere(one) whoaçanopensküfreto disbeliefgöğsünü(his) breastüzerlerine inerthen upon thembir gazab(is) a wrathAllahtanofAllahAllahve onlar için vardırand for thembir azab(is) a punishmentbüyükgreat
🇹🇷 16:106 Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.
bu böyledirThat (is)şüphesiz onlarınbecausetercih etmelerindendirthey preferredhayatınıthe lifedünya(of) the worldahireteoverahiretthe Hereafterve şüphesizand thatAllah'ınAllahdoğru yola iletmeyeceğindendir(does) nothidayet ederguidekavmithe peopleinkar edenthe disbelievers
🇹🇷 16:107 Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
onlarThosekimselerdir(are) the ones mühürlediğiAllah has set a sealAllah'ınAllah has set a sealüzerinioverkalbleritheir heartsve kulaklarınıand their hearingve gözleriniand their sightve işteAnd those onlardırthey aregafillerthe heedless
🇹🇷 16:108 Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
hiç yokNoşüphedoubtelbette onlarthat theyahiretteinahiretthe Hereafteronlar[they]ziyana uğrayacaklardır(are) the losers
🇹🇷 16:109 Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
sonraThenşüphesizindeedRabbinyour Lord(yanındadır)to those whohicret edenlerinemigratedsonraaftersonraafterişkenceye uğratıldıktanwhatimtihan edilmişlerdithey had been put to trialssonrathencihad edenlerinstrove hardve sabredenlerinand were patientelbetteIndeedRabbinyour Lordbun(lar)dan sonraafter itondan sonraafter itelbette bağışlayandır;surely is Oft-ForgivingesirgeyendirMost Merciful
🇹🇷 16:110 Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Mahmoud Khalil Al-Husary