dedi kiShe saidey vay halimeWoe to meben doğuracak mıyım?Shall I bear a childben böylewhile I amkocamış bir kadın ikenan old womanve şuand thiskocam damy husbandbir ihtiyar iken(is) an old mangerçektenIndeedbuthisbir şeydir(is) surely a thingşaşırtıcıamazing
🇹🇷 11:72 "Vay başıma gelene!" dedi, "Ben bir kocakarıyım, kocam da yaşlı bir adam. Bu gerçekten çok tuhaf bir şey!"
dedilerThey saidşaşıyor musun?Are you amazedişineatAllah'ın takdiri(the) decree of AllahAllah'ın(the) decree of AllahrahmetiThe Mercy of AllahAllah'ınThe Mercy of Allahve bereketleriand His blessingssizin üzerinizedir(be) upon you(ey) halkıpeopleev(of) the houseşüphesiz OIndeed, Heövgüye layıktır(is) All-Praiseworthylütfu bol olandırAll-Glorious
🇹🇷 11:73 Dediler: "Sen Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve berekâtı üzerinizdedir. Ey ev halkı! Muhakkak ki O, hamiddir (övülmeye lâyıktır), meciddir (cömertliği boldur)."
ne zaman kiAnd whengidince(had) gone awayİbrahimdenfromİbrahimIbrahimkorkuthe frightve kendisine gelinceand had reached himmüjdethe glad tidingsbizimle tartışmaya giriştihe argued with Ushakkındaconcerningkavmithe peopleLutof Lut
🇹🇷 11:74 İbrahim'den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakkında tartışmaya girişti:
doğrusuIndeedİbrahimIbrahimçok yumuşak huylu idi(was) certainly forbearingçok içli idiimploringgönülden (Allaha) yönelen biriydiand oft-returning
🇹🇷 11:75 Çünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi.
Ey İbrahimO IbrahimvazgeçTurn awaybundanfrombuthisdoğrusu oIndeed, itelbettecertainlygelmiştirhas comeemri(the) CommandRabbinin(of) your Lordve onlaraand indeed, [they]gelmektedir(will) come (for) thembir azapa punishmentgeri çevrilmeyecek(which) cannotgeri çevrilir(be) repelled
🇹🇷 11:76 Melekler: "Ey İbrahim! Bu konuda bizimle tartışmaktan vazgeç. Çünkü Rabbinin emri kesin olarak geldi ve onlara geri çevrilmesi mümkün olmayan bir azap gelecektir.
ve ne zaman kiAnd whengelincecameElçilerimizOur messengersLut'a(to) Lutkaygılandıhe was distressedonlardanfor themve göğsüne bastıand felt straitenedonlardanfor thembir sıkıntı(and) uneasyve dedi kiand saidbuThisbir gündür(is) a dayçetindistressful
🇹🇷 11:77 Ne zaman ki, elçilerimiz Lut'a geldiler, bunların gelişleri yüzünden Lut fenalaştı, eli ayağı birbirine dolaştı ve "Bu gün çetin bir gündür." dedi.
ve geldiAnd came (to) himkavmihis peoplekoşarakrushingonato himve daha önceand beforeve önceand beforeişliyorlardıthey (had) beenyaparakdoingkötü işlerthe evil deedsdedi kiHe saidey kavmimO my peopleşunlarThesekızlarımdır(are) my daughtersonlartheydaha temizdir(are) purersizin içinfor youkorkunSo fearAllah'tanAllahveand (do) notbeni rezil etmeyindisgrace mearasındaconcerningkonuklarımmy guestsyok mudur?Is (there) notiçinizdeamong youbir adama manaklı başındaright-minded
🇹🇷 11:78 Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" dedi.
dediler kiThey saidmuhakkakVerilysen bilirsin kiyou knowyoktur(that) notbizimwe havesenin kızlarındaconcerningkızlarınızyour daughtershiç biranyhakkımızrightve senAnd indeed, youiyi bilirsinsurely knowşeyiwhatbizim istediğimizwe want
🇹🇷 11:79 Onlar: "Sen de bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istediğimizi gayet iyi biliyorsun." dediler.
dediHe saidkeşkeIfbenim olsaydıthatbende vardıI hadsizi (savacak)over youbir gücümpoweryahutorsığınabilseydimI could take refugebir yereinbir desteka supportsağlamstrong
🇹🇷 11:80 Lut dedi: "Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı, ya da çok sarp bir yere sığınabilseydim."
dediler kiThey saidey LutO Lutşüphesiz bizIndeed, weelçileriyiz(are) messengersRabbinin(of) your Lordilişemeyeceklerneverulaşacaklarthey will reachsanayouyürüSo travelailenle birliktewith your familybir vaktindein a partgeceninofgecethe nightveand (let) notgeriye dönüp bakmasınlook backsizdenanyone of youhiç kimseanyone of youancak hariçexcepthanımınyour wifeşüphesizIndeed, itonun başına gelecektirwill strike herşeylerwhatonların başına gelenwill strike themşüphesizIndeedonlara vaadedilen vakittheir appointed timesabahtır(is) morningdeğil mi?Is notsabahthe morningyakınnear
🇹🇷 11:81 Melekler dediler: "Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi?"
Mahmoud Khalil Al-Husary