☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
yoksaOrdiyorlar mı?they sayonu kendisi uydurduHe has fabricated itde kiSaygetirinThen bringon (tane)tensureSurahsonun benzerilike ituydurulmuşfabricatedve çağırınand callgücünüzyeteniwhoeveryapabilirsinyou canbaşkabesides AllahAllah'tan başkabesides AllahAllah'tanbesides Allaheğerifisenizyou aredoğru sözlütruthful
🇹🇷 11:13 Yoksa "onu kendi uydurdu" mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: "Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah'dan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız" (bunu yaparsınız).
eğerThen if notcevap veremezlersethey respondsizeto youbilin kithen knowdoğrusu othatindirilmiştirit was sent downilmiylewith the knowledge of AllahAllah'ınwith the knowledge of Allahve şüphesizand thatyoktur(there is) noilahgodbaşkaexceptO'ndanHimartık olur musunuz?Then, wouldsizeyouMüslüman(be) Muslims
🇹🇷 11:14 Yok eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur'ân ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilâh yoktur. Artık müslüman oluyorsunuz, değil mi?
kimlerWhoever [is]isterseWhoever [is]arzulardesireshayatınıthe lifedünya(of) the worldve süsünüand its adornmentskarşılıklarını tam veririzWe will repay in fullonlarato themyaptıklarının(for) their deedsoradathereinve onlaraand theyoradain itbir noksanlık yapılmazwill not be lessenedeksiltilmezwill not be lessened
🇹🇷 11:15 Her kim dünya hayatını ve güzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karşılığını orada tamamen öderiz. Bu hususta kendilerine bir densizlik yapılmaz.
bunlarThosekimselerdir(are) the ones who olmayan(is) notkendileri içinfor themahiretteinahiretthe Hereafterbaşka bir şeyexceptateştenthe Fireve boşa gitmiştirAnd (has) gone in vainişledikleriwhatyaptılarthey didoradathereinve geçersizdirand (is) worthlessolduklarıwhatidilerthey used (to)yapmaktado
🇹🇷 11:16 Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkları da batıldır.
kimse gibi midir?Then is he whoolanisüzereonaçık bir delila clear proofRabbindenfromRabbihis Lordve onu izleyenand recites itbir şahita witnessO'nun tarafındanfrom Himveand before itondan önceand before itkitabı (elinde bulunan)(was) a BookMusa'nın(of) Musabir rehber(as) a guideve rahmet olanand (as) mercyişte bunlarThoseiman ederlerbelieveonain itve kimBut whoeverinkar edersedisbelievesonuin ittopluluklardanamongfırkalarthe sectsateştirthen the Firekendisine vaadedilen(will be) his promised (meeting) placehiç olmaSo (do) notolbeiçindeinşüphedoubtbundanabout itşüphesiz buIndeed, itbir gerçektir(is) the truthRabbindenfromRabbinyour Lordancakbutçoğumostinsanların(of) the peopleiman etmezler(do) notiman ederlerbelieve
🇹🇷 11:17 O dünyayı isteyenler, hiç Rabbinden açık bir belge üzere olan kimse gibi midir? O belgeyi yine Allah'dan gelen bir şahid olarak Kur'ân izliyor, ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Musa'nın kitabı yine onu destekliyor. Böyle olanlar Kur'ân'a inanırlar. Hangi hizipten olursa olsun kim onu inkâr ederse, ona vaad edilen yer ateştir. İşte bütün bunlardan dolayı sen de bu Kur'ân'dan şüphe içinde olma. Kesinlikle o haktır, Rabbindendir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
kim olabilir?And whodaha zalim(is) more unjustkimsedenthan (he) whouyduraninventskarşıagainstAllah'aAllahyalana liebunlarThosesunulurlarwill be presentedüzerinebeforeRabblerinetheir Lordve derlerand will sayşahitlerthe witnessesişte bunlardırThese (are)kimselerthose whoyalan söyleyen(ler)liedkarşıagainstRabblerinetheir Lordhaberiniz olsunNo doubtlaneti(The) curse of AllahAllah'ın(The) curse of Allahüzerinedir(is) onzalimlerinthe wrongdoers
🇹🇷 11:18 Üstelik bir yalanı Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arzolunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: "İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir". İyi bilin ki: Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.
onlarThose whoalıkoyarhinderyolundanfromyol(the) wayAllah'ın(of) Allahve onda ararlarand seek (in) itçarpıklıkcrookednessve onlar (ararlar)while theyahiretiin the Hereafteronlar[they]inkar edenlerdir(are) disbelievers
🇹🇷 11:19 Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar.