ve zamanAnd whentattırdığımızWe let [the] mankind tasteinsanlaraWe let [the] mankind tastegenişlikmercysonraaftersonraafterbir darlıktanadversitykendilerine dokunanhas touched themhemenbeholdonların vardırThey havehileleria plothakkındaagainstayetlerimizOur Versesde kiSayAllahAllahdaha hızlıdır(is) more swiftdüzen kurmada(in) planningşüphesizIndeedelçilerimizOur Messengersyazmaktadırlarwrite downsizin hileleriniziwhattuzak kurarsınızyou plot
🇹🇷 10:21 İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekârlıklara girişirler. De ki: "Allah'ın hilesi daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar".
O'durHesizi gezdiren(is) the One Whosizi yürütürenables you to travelkaradainyerthe landve denizdeand the seahattauntilzamanwhenolduğunuzyou aregemideingemilerthe shipsve yürüttüğü (zaman)and they sailbununlawith thembir rüzgârınwith a windtatlıgoodve neşelendikleri sıradaand they rejoiceonların bununla;thereinbirden çıkıpcomes to itbir fırtınaa windsertstormyve geldiğindeand comes to themdalgalarthe wavesherfromhereveryyöndenplaceve kanaat getirdiklerindeand they assumemuhakkak onlarthat theykuşatıldıklarınaare surroundedkendilerininwith themdua etmeye başlarlarThey callAllah'aAllahhas kılaraksincerelyO'nato Himdini(in) the religioneğer(saying), "Ifbizi kurtarırsanYou save usbundanfrombuthiselbette olacağızsurely we will beşükredenlerdenamongşükredenlerthe thankful
🇹🇷 10:22 Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O'dur. Hatta gemilerde bulunduğunuz ve o gemiler, içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye başlar. Bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarır ve dindar olurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, şükredenlerden olacağız." derler. Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğiz.
ne zaman kiBut whenkurtarır onlarıHe saved themhemenbeholdonlarTheytaşkınlık etmeye başlarlarrebelyeryüzündeinyeryüzüthe earthhaksız yerewithouthak[the] rightEyO mankindinsanlarO mankindgerçekteOnlytaşkınlığınızyour rebellionaleyhinize olan(is) againstkendinizinyourselvesgeçici zevkleridir(the) enjoymenthayatının(of) the lifedünya(of) the worldsonraThenbizedirto Usdönüşünüz(is) your returnve size bildiririzand We will inform youşeyiof whatolduğunuzyou used (to)yapıyordo
🇹🇷 10:23 Sonra Allah onları oradan kurtarır, kurtulur kurtulmaz yeryüzünde çeşitli taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar taşkınlığınız sırf kendi zararınızadır. Şu değersiz dünya hayatının bir süre tadını çıkarınız, sonra nasıl olsa dönüp bize geleceksiniz. Biz de bütün yaptıklarınızı tek tek size haber vereceğiz.
ancakOnlyörneği(the) examplehayatının(of) the lifedünya(of) the worldsuya benzer(is) like (the) waterindirdiğimizwhich We sent downgöktenfromgökthe skybirbirine karıştığıso absorbsonunla[with] itbitkilerinin(the) plantsyeryüzü(of) the earthöyle kifrom whichyereatinsanlarthe menve hayvanlarand the cattlesonuçtauntilsıradawhenalıptakesyeryüzüthe earthgüzelliğiniits adornmentve süslendiğiand is beautifiedve sandıklarıand thinksahiplerininits peoplegerçektenthat theykadir olduklarınıhave the powerbunlaraover itgelircomes (to) itemrimizOur commandgece(by) nightveyaorgündüz(by) dayböylece onları çeviririzand We make itbiçilmiş halea harvest clean-mowngibias ifhiç yokmuşnotyeşermiştiit had flourishedbir gün önceyesterdayişte böyleThusayrıntılı olarak açıklıyoruzWe explainayetlerimizithe Signstopluluk içinfor a peopledüşünenwho reflect
🇹🇷 10:24 Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız.
AllahAnd Allahçağırırcallsyurdunatoyurt(the) Homeesenlik(of) the Peaceve iletirand guideskimseyiwhomdilediğiHe willsyolatodosdoğru yol(the) straight pathdoğru(the) straight path
🇹🇷 10:25 Allah, selamet yurduna çağırıyor ve dilediğini de doğru yola hidayet ediyor.
Mahmoud Khalil Al-Husary