şüphesizIndeedkimselerthose whoummayan(lar)(do) notumarlarexpectbize kavuşmayıthe meeting with Usve razı olan(lar)and are pleasedhayatınawith the lifedünya(of) the worldve gönüllerini kaptıran(lar)and feel satisfiedonawith itve olanlarand those onlartheybizim ayetlerimizden(are) ofayetlerimizOur Signsgafil(ler)heedless
🇹🇷 10:7 Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardır muhakkak.
işte bunlarınThose varacakları yertheir abodecehennemdir(will be) the Firekarşılıkfor whatolduklarınathey used (to)kazanıyor(lar)earn
🇹🇷 10:8 İşte bunların kendi elleriyle ettikleri yüzünden varacakları yer cehennemdir.
şüphesizIndeedkimselerithose whoiman eden(leri)believedve ameller işleyen(leri)and didsalihgood deedsdoğru yola iletir(will) guide themRableritheir Lordimanları dolayısıylaby their faithakarWill flowonların altlarındanfromonların altındanunderneath themırmaklarthe riverscennetlerindeincennetlerGardensnaim(of) Delight
🇹🇷 10:9 Hiç şüphesiz iman edip salih ameller işleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar durur.
onların dualarıTheir prayeroradathereinsenin şanın pek yücedir(will be), "Glory be to YouEy Allah'ımO Allahve dilekleri (de)And their greetingaralarındakitherein (will be)Selâm'dırPeaceve sonu (ise)And the lastdualarının(of) their callhamdolsun'dur(will be) [that]bütün hamdAll the Praise beAllah'ato AllahRabbiLordalemlerin(of) the worlds
🇹🇷 10:10 Onların oradaki duaları: "Allahım, sen yücelerden yücesin"; sağlık dilekleri "selâm", dualarının sonu da "Âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun." diye şükretmek olacaktır.
ve eğerAnd ifacele verseydihastensAllah(by) Allahinsanlarafor the mankindkötülüğüthe evilacele istemeleri gibi(as) He hastens for themiyiliğithe goodhemen bitmiş olurdusurely, would have been decreedonlarınfor themsüreleritheir termböyle bırakırızBut We leavekimselerithose whoummayanları(do) notumarlarexpectbize kavuşmayıthe meeting with Ustaşkınlıkları içindeinazgınlıklarıtheir transgressionbocalar bir haldewandering blindly
🇹🇷 10:11 Eğer Allah, insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de alelacele verseydi, onların hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi hallerine bırakırız da azgınlıkları içinde bocalayıp giderler.
ve ne zaman kiAnd whendokunduğundatouchesinsanathe manbir darlıkthe afflictionbize dua ederhe calls Usyan yatarken(lying) on his sideveyaorotururkensittingyahutorayaktastandingancakBut whengiderdiğimizdeWe removeondanfrom himdarlığınıhis afflictionhareket ederhe passes ongibias if hebize dua etmemiş(had) notBize yalvardıcalled Usdarlıktan dolayıforbela(the) afflictionkendisine dokunmuş olan(that) touched himişte böyleThussüslü gösterilmiştir(it) is made fair seemingaşırıya gidenlereto the extravagantşeylerwhatolduklarıthey used (to)yapıyor(lar)do
🇹🇷 10:12 İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi aldırmadan geçer gider. İşte o aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle güzel gelir.
ve andolsunAnd verilyhelak ettikWe destroyednice nesillerithe generationssizden öncebefore yousenden öncebefore youhaksızlık ettiklerindenwhenzulmettilerthey wrongedkendilerine geldiği haldeand came to thempeygamberleritheir Messengersapaçık delillerlewith clear proofsve iman etmeyecekleri içinbut notidilerthey wereiman etmekto believeişte böyleThuscezalandırırızWe recompensetopluluğunuthe peoplesuçlular(who are) criminals
🇹🇷 10:13 Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız.
sonraThensizi kıldıkWe made youhalifelersuccessorsyeryüzüneinyeryüzüthe earthonların ardındanafter themonlardan sonraafter themgörmek içinso that We may seenelerhowyapacağınızıyou do
🇹🇷 10:14 Sonra onların ardından sizi yeryüzüne halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz.
Mahmoud Khalil Al-Husary