☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
gibiLike thosesizden öncekilerbefore yousenden öncebefore youidilerthey weredaha yamanmightiersizdenthan youkuvvetçe(in) strengthve daha çokand more abundantmal(in) wealthve evladçaand childrenonlar zevklerine baktılarSo they enjoyedkendi paylarına düşenletheir portionzevkinize baktınızand you have enjoyedpayınıza düşenleyour portiongibilikezevklerine baktıklarıenjoyedkimselerinthosesizden öncekilerinbefore yousenden öncebefore youkendi paylarına düşenletheir portionve siz de daldınızand you indulgegibilike the one whodalanlarindulges (in idle talk)onlarThoseboşa gidenlerdirworthlessyaptıkları(are) their deedsdünyadaindünyathe worldve ahiretteand (in) the Hereafterve işteAnd thoseonlardırtheyziyana uğrayanlar(are) the losers
🇹🇷 9:69 (Ey münafıklar!) siz de tıpkı kendinizden öncekiler gibisiniz. Oysa onlar sizden daha güçlü, kuvvetli, mal ve evlatça sizden daha varlıklı idiler. Dünya nimetlerinden paylarına düşen kadar zevk sürdüler. Sizden öncekiler kısmetlerine düşen kadarıyla nasıl zevk sürmek istedilerse siz de onlar gibi kısmetinize düşen kadarıyla zevk sürmeye baktınız, siz de sizden önce batağa dalanlar gibi batağa daldınız. İşte bunların dünyada ve ahirette bütün amelleri heder olup gitti ve işte bunlar hep hüsran içinde kalanlardır.
onlara gelmedi mi?Has notonlara gelircome to themhaberi(the) newskimselerin(of) those whokendilerinden öncekilerin(were) before themonlardan öncekiler(were) before themkavminin(the) peopleNuh(of) Nuhve Adand Aadve Semudand Thamudve kavmininand (the) peopleİbrahim(of) Ibrahimve halkınınand (the) companionsMedyen(of) Madyanve yerlebir olanlarınand the towns overturnedonlara getirmiştiCame to themelçileritheir Messengersaçık delillerwith clear proofsdeğildiAnd notidiwasAllahAllahonlara zulmediyorto wrong themfakatbutonlarthey were (to)kendi kendilerinethemselveszulmediyorlardıdoing wrong
🇹🇷 9:70 Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
inanan erkeklerAnd the believing menve inanan kadınlarand the believing womenkimisininsome of themvelisidirler(are) allieskimisi(of) othersemrederlerThey enjoiniyiliğithe rightve men'ederlerand forbidkötülüktenfromzulümthe wrongve kılarlarand they establishnamazıthe prayerve verirlerand givezekatıthe zakahve ita'at ederlerand they obeyAllah'aAllahve Elçisineand His MessengerişteThoseonlara rahmet edecektirAllah will have mercy on themAlahAllah will have mercy on themşüphesizIndeedAllahAllahdaima üstündür(is) All-Mightyhüküm ve hikmetsahibidirAll-Wise
🇹🇷 9:71 Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.
va'detmiştir(Has been) promisedAllah(by) Allahinanan erkeklere(to) the believing menve inanan kadınlaraand the believing womencennetlerGardensakanflowaltlarındanfromonun altındanunderneath itırmaklarthe riversebedi kalacakları(will) abide foreveriçindein itve meskenlerand dwellingsgüzelblessediçindeincennetleriGardensAdn(of) everlasting blissve razı olmasıBut the pleasureAllah'ınofAllahAllahhepsinden büyüktür(is) greaterişteThatbuduritbaşarı(is) the successbüyükgreat
🇹🇷 9:72 Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.