ne oluyor ki?And whatsizefor youyemiyorsunuzthat notyersinizyou eatolanlardanof whatanılmışhas been mentionedadı(the) nameAllah'ın(of) Allahüzerineon itve muhakkakwhen indeedaçıklamıştırHe (has) explained in detailsizeto youşeyleriwhatharam kıldığıHe (has) forbiddensizeto youdışındaexceptşeyleriwhatmecbur kaldıklarınızyou are compelledonlarato itve doğrusuAnd indeedbirçoklarımanyşaşırtıyorlarsurely lead astraykeyiflerine uyarakby their (vain) desiresolmaksızınwithoutbir bilgileriknowledgemuhakkak kiIndeedRabbinyour LordOHeçok iyi bilir(is) most knowingsınırı aşanlarıof the transgressors
🇹🇷 6:119 Size ne oluyor da Allah'ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanızın dışında haram olan şeyleri genişce açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları doğru yoldan saptırıyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, sınırı aşanları çok iyi bilir.
ve bırakınForsakeaçığınıopengünahın[the] sinsve gizlisiniand the secretşüphesizIndeedkimselerthose whokazananlarearngünah[the] sincezasını çekeceklerdirthey will be recompensedolduklarınınfor whatidilerthey used toyapmışcommit
🇹🇷 6:120 Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekecekler.
yemeyinizAnd (do) notyiyineatşeylerdenof thatanılmayanlardannotanıldıhas been mentionedadı(the) nameAllah'ın(of) Allahüzerineon itçünkü oand indeed, it (is)yoldan çıkmadırgrave disobedienceve şüphesizAnd indeedşeytanlarthe devilsfısıldarlarinspiredostlarınatodostlarıtheir friendssizinle mücadele etmeleriniso that they dispute with youve eğerand ifonlara uyarsanızyou obey themşüphesiz siz deindeed, youmüşriklerden (olursunuz)(would) be the polytheists
🇹🇷 6:121 Üzerlerine Allah'ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlardan olursunuz.
kimse gibi midir?Is (one) whoikenwasölüdeadkendisini dirilttiğimizand We gave him lifeve verdiğimizand We madekendisinefor himbir ışıklightyürüyebileceğihe walksonunlawherebyarasındaamonginsanlarthe peoplekimseninlike (one) whobenzeri[similar to him]içindeki(is) inkaranlıklarthe darknessesolmayannotçıkışıhe comes outondanof itişte öyleThussüslü gösterilmiştiris made fair-seemingkafirlereto the disbelievers(işler)whatolduklarıthey wereyapıyordoing
🇹🇷 6:122 Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.
ve böyleceAnd thusyaptıkWe placedherinhereverykentincitybüyüklerinigreatest(oranın) suçluları(of) its criminalstuzak kursunlar diyeso that they plotoradatherein(oysa)And notonlar tuzak kurmazlarthey plotbaşkasınaexceptkendilerindenagainst themselvesama farkında değillerdirand notfarkederlerthey perceive
🇹🇷 6:123 Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar.
ve zamanAnd whenonlara geldiğicomes to thembir ayeta Signdedilerthey saykat'iyyen inanmayızNeveriman edeceğizwe will believekadaruntilbize verilinceyewe are givenaynısılikeverileninwhatverildiwas givenelçilerine(to the) MessengersAllah'ın(of) AllahAllahAllahdaha iyi bilirknows bestyeriwherekoyacağıHe placesmesajınıHis MessageerişecektirWill afflictkimselerethose whosuç işleyen(lere)committed crimesbir aşağılıka humiliationkatındafromAllahAllahve bir azaband a punishmentçetinseverekarşıfor what(yaptıkları)they used tohilelerineplot
🇹🇷 6:124 Onlara bir âyet geldiği zaman: "Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz" derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir.
Mahmoud Khalil Al-Husary