☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
işte budurThatAllah(is) AllahRabbinizyour Lordyoktur(there is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHim(O) yaratıcısıdır(the) Creatorher(of) everyşeyinthingO'na kulluk edinso worship Himve OAnd Heüzerine(is) onhereveryşeythingvekildira Guardian
🇹🇷 6:102 İşte Rabbiniz Allah bu! O'ndan başka ilâh yoktur; O, her şeyin yaratanıdır. O'na kulluk edin, O her şeye vekildir.
O'nu görmezNot (can)O'nu kavrayamazgrasp Himgözlerthe visionsve Obut Hegörür(can) graspgözleri(all) the visionve Oand He (is)latiftirthe All-Subtleherşeyi haber alandırthe All-Aware
🇹🇷 6:103 Gözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her şeyden haberlidir.
doğrusuVerilysize geldihas come to youbasiretlerenlightenmentRabbinizdenfromRabbinyour Lordartık kimThen whoevergörürsesees(yararı) kendisinedirthen (it is) for his soulve kim deand whoeverkör olursa(is) blind(zararı) kendisinedirthen (it is) against himselfve değilimAnd notben(am) Isizin üzerinizeover youbekçia guardian
🇹🇷 6:104 Muhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb gözleri) geldi. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de körlük ederse zararı kendisinedir. Ben sizin bekçiniz değilim!
ve işte böyleceAnd thusdöne döne açıklıyoruzWe explainayetlerithe Signsdesinler diyethat they (may) saysen ders almışsınYou have studiedve onu iyice açıklayalım diyeand that We (may) make it clearbir toplum içinfor a peoplebilenwho know
🇹🇷 6:105 İşte böylece âyetleri türlü türlü çevirip açıklıyoruz ki, onlar sana: "Sen bunları bir yerlerden okuyup öğrenmişsin" desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim.
tabi olFollowşeyewhatvahyolunanhas been inspiredsanato youRabbindenfromRabbinyour Lordyoktur(there is) notanrıgodbaşkaexceptO'ndanHimve yüz çevirand turn awayortak koşanlardanfrommüşriklerthe polytheists
🇹🇷 6:106 Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka ilâh yoktur. Ortak koşanlardan da yüz çevir.
ve eğerAnd ifisteseydi(had) willedAllahAllahortak koşmazlardınot (they would have)O'na ortak koştularassociated partners (with Him)biz seni yapmadıkAnd notsizi yaptıkWe have made youonların üzerineover thembekçia guardianve değilsinand notsenyouonlara(are) over themvekila manager
🇹🇷 6:107 Allah dileseydi, ortak koşmazlardı. Biz, seni onlar üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!
sövmeyin kiAnd (do) notsövmeyininsultkimselerethose whomyalvardıklarınthey invokebaşkafrombaşkaother thanAllah'tanAllahonlar da sövmesinlerlest they insultAllah'aAllahtaşkınlıkla(in) enmitybilmeyerekwithoutbilgiknowledgeböyleThusbiz süslü gösterdikWe have made fair-seemingherto everyümmetecommunityyaptıkları işitheir deedsonundaThenRablerinedirtoRableritheir Lorddönüşleri(is) their returnO haber verecektirthen He will inform themşeyleriabout whatolduklarıthey used toyapmışdo
🇹🇷 6:108 Onların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verir.
ve yemin ettilerAnd they swearAllah'aby Allahgüçlüstrongestyeminleriyle(of) their oathseğerthat ifkendilerine gelirsecame to thembir mu'cizea signmutlaka inanacaklarınathey would surely believeonain itde kiSayancakOnlyMu'cizelerthe signskatındadır(are) withAllahAllahdeğil misiniz?And whatşuurundawill make you perceiveo (mu'cize)that [it]ne zamanwhengelmiş olsait comesonlar inanmazlarnotiman edeceklerthey will believe
🇹🇷 6:109 Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır". Onlara mucizeler geldiğinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz?
ve ters çeviririzAnd We will turngönüllerinitheir heartsve gözleriniand their sightsgibi(just) asinanmadıklarınotiman ederlerthey believeonain itilk(the) firstdefasındatimeve bırakırız onlarıAnd We will leave themiçindeinazgınlıklarıtheir transgressionbocalayıp dururlarwandering blindly
🇹🇷 6:110 Biz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taşkınlıkları içerisinde kör ve şaşkın bırakırız.