☰ Sure görünümüne geç

Kelime: 🇹🇷 🇬🇧
Meal: 🇹🇷
Mahmoud Khalil Al-Husary
Ne zaman kiAnd whenonlara geldicame to thembir Kitap (Kur'an)a Bookkatındanof-denfromAllahAllahdoğrulayıcıconfirmingşeyiwhat (was)yanlarında bulunan (Tevrat)ıwith themve idilerthough they used todaha öncefromöncebeforeyardım istedikleri(that), pray for victorykarşıoverkimselerethose whoinkar edendisbelieved ne zamanthen whenkendilerine gelincecame to themşeywhato bildikleri (Kur'an)they recognizedinkar ettilerthey disbelievedonuin itartık la'netiSo (the) curseAllah'ın(of) Allahüzerine olsun!(is) oninkarcılarınthe disbelievers
🇹🇷 2:89 Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredir.
ne kötüdürEvil (is) thatsattıkları şey(for) which they have soldonunlawithkendilerinithemselvesiçinthatinkar etmekthey disbelieveşeyiin whatindirdiğihas revealedAllah'ınAllahçekemeyerekgrudging(vahiy) indirmesinithatindirirsends downAllah'ınAllahlutfundanofO'nun lütfuHis GraceüzerineonkimseninwhomdilediğiHe willskullarındanfromkullarıHis servantsuğradılarSo they have drawn (on themselves)gazabwrathüstüneupongazabawrathve inkar edenler içinAnd for the disbelieversbir azab vardır(is) a punishmentalçaltıcıhumiliating
🇹🇷 2:90 Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir.
zamanAnd whendenildiğiit is saidonlarato theminanınBelieveşeyein whatindirdiğihas revealedAllah'ınAllahderlerthey sayinanırızWe believeşeyein whatindirilenwas revealedbizeto usve inkar ederlerAnd they disbelieveşeyiin whatondan sonra gelen(is) besides ithalbuki owhile ithaktır(is) the truthdoğrulayanconfirmingşeyiwhatyanlarında bulunan(is) with themde kiSayneden?Then whyöldürüyordunuz(did) you killpeygamberlerini(the) ProphetsAllah'ın(of) Allahdaha öncefromöncebeforegerçektenifidiysenizyou wereinanıyorbelievers
🇹🇷 2:91 Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin." denildiği zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?
AndolsunAnd indeedsize gelmişticame to youMusaMusaapaçık delillerlewith [the] clear signssonrathen(ilah) edinmiştinizyou tookbuzağıyıthe calfardındanfromondan sonraafter himve sizand youzalimler olarak(were) wrongdoers
🇹🇷 2:92 Celâlim hakkı için Musa size belgelerle gelmişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız. Siz işte o zâlimlersiniz.
hani bir zamanAnd whenalmıştıkWe tookkesin sözünüzüyour covenantve kaldırmıştıkand We raisedüzerinizeover youTur(dağın)ıthe mounttutunHoldşeyiwhatsize verdiğimizWe gave youkuvvetlewith firmnessdinleyin (demiştik)and listendedilerThey saiddinledikWe heardve isyan ettikand we disobeyedve içirildiAnd they were made to drinkkalblerineinkalpleritheir heartsbuzağı (sevgisi)(love of) the calfinkarlarıylabecause of their disbeliefde kiSayne kötü şeyEvil (is) thatsize emrediyororders you (to do) itonunlawithimanınızyour faitheğerifisenizyou areinanan kimselerbelievers
🇹🇷 2:93 Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, " Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!